
GENELKURMAY Başkanı, gazetecilerin ısrarlı sorularına karşılık, bir gün önce 50 civarında olduğu söylenen terörist sayısını “En fazla 100 kişiydi” diyerek Çanakkale’de “revize etti”! Olayın olduğu ilk andan itibaren haber kaynaklarında “karakol baskını” algılaması ve sunumu varken; Habertürk ekranlarında “olayın farklı noktalarda olduğunu” ve “yüzler ile ifade edilecek” kalabalık bir grup olduğunu anlatmaya çalıştım. Bunu yaparken bir de not düştüm: Bu kadar kalabalık bir topluluk sınırı geçiyor ve “ne Amerikan, ne de yerli kaynaklardan bir bilgi geliyor”! Sevgili dostlar, ilk dakikadan itibaren ortaya attığım iddiayı destekleyerek tekrarlıyorum: Bu grubun ABD imkânları ile fark edilmemesi mümkün değil. Hani istihbarat paylaşımı vardı! Hani saldırıdan bir gün önce Genelkurmay tarafından yapılan açıklamada da belirtildiği gibi “paylaşım tam olarak” devam ediyordu!
Sonuç: Terörist sayısını “düşük göstererek” Genelkurmay ne yapmaya çalışıyor anlayamıyorum. Herkes gerçekleri bilsin ve öğrensin; istemedikleri zaman “ekranlarda gördüklerini bizlerle paylaşmıyorlar”. Bu gerçeği saklamak yerine askeri makamlar “olanı itiraf ederlerse”, Türkiye ve özellikle siyasi otorite gerekeni yapmak için önlem alır.
Türkiye ‘kendi uçağını yapamadığı’ sürece saldırılar bitmez
İSRAİL ile restleşme ve özellikle BM’deki oylama sonrası bu sayfada saldırı olmadan çok önce şu çağrıyı yaptım: Savunma ile ilgili bütün yerli dinamikler acilen harekete geçirilmeli ve Türk halkından da “gerçekler anlatılarak” birikimlerinden yararlanma talep edilmeli. Bu sabah özellikle “yüzlerce teröristi göremeyen” ABD-İsrail ekipmanı gerçeğiyle yüzleşmemiz sonrası çağrımı tekrar ediyorum: Türkiye “kendi ekipmanını” üretemediği sürece, bu saldırılar “artarak” devam edecektir. O ekipmanı size satan; “nerede zaafınız olduğunu” bildiği gibi “sizi nasıl uzaktan etkisiz” hale getireceğini de biliyor! Uyan Türkiye! Bu coğrafya “benim” diyorsan; kendi malını üretmek için vakit kaybetmeden adım at.
Not: Net bir çağrı yapıyorum: Türkiye savunmayla ilgili üretime yönelik net bir program hazırlayıp üretim aşamalarıyla ilgili harekete geçsin, bir vatandaş olarak 3 yıl aylık net gelirimin yarısını vermeyi buradan taahhüt ediyorum! Benim gibi düşünen her Türk vatandaşı da verecektir! Bağımsızlığın bir bedeli varsa, maddi-manevi ödemeye hazırız!
Şimdi PARDUS’u hatırlama-hatırlatma zamanı
DAHA önce yazdım. Bu günlerde “unutanlara” ve “ne diyorsun” diyenlere bir daha hatırlatıyorum: Yerli yazılım olmadan “asla olamayız”!
Peki “PARDUS” nedir? TÜBİTAK bünyesindeki UEKAE tarafından üretilen, yerli, yüzde yüz Türk aklı ile yaratılan Linux temelli işletim sistemi... Diyeceksiniz ki; UEKAE nedir? Ben de ilk duyduğumda çok şaşırmış ama “varlığından” dolayı mutlu olmuştum... Açılımı; Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü.
Peki neden PARDUS? Tamamen “yerli”, tamamı Türkçe ve en önemlisi internetten indirilebilir, ücretsiz... Bunlar ilk bakış ta “artıları ”... Hızlı, güvenli ve tu tarlı bir mantık içinde çalışması da işin hediyesi...
Sevgili dostlar, yazılım teknolojileri, “güvenliğimiz” açısından çok önemli... PARDUS şimdiden “devletin birçok kademesinde” yabancı kaynaklı yazılımlara “tercih edilmiş” durum da... Yerli “yazılım sektörümüzü” geliştiremezsek, bilgisayarlarımızın “arka kapıları” her zaman açık kalır. Size de tavsiyem “TÜBİTAK’ tan çıkan ve 2005’ten bugüne kullanılan yerli PARDUS”u denemeniz. Nereden bulacağım derseniz, son derece kolay: www.pardus.org.tr .
Son söz: Ekonomi, savunma, tıp ve bilgi teknolojilerinde bağımsız “olamayanlar” asla “tam bağımsız” olamazlar! Şimdi PARDUS’u hatırlama-hatırlatma zamanı
Yiğit BULUT
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder