
TERÖR, bu yazıyı yazmamdan saatler önce yine beş canımızı bizden aldı...
Dört askeri personelimiz görev yerine giderken, bir genç kızımız da servis aracında olduğu için aramızdan ayrıldı.
Sevgili dostlar, bu olay olduktan sonra haber kanalları “normal” yayınlarına devam edip detayları aktarmaya çalışırken, “eğlence kanallarında” yapılan programlarda kimse “bana mısın” demedi.
Türkiye’nin bir bölümü gülmeye, eğlenmeye, konukları eşliğinde şarkı söylemeye devam etti. Hatta tam yazıyı yazdığım şu anda, “devlet kredisi ile satılan bir kanalda”; zurnalı, zilli tempo hiç düşmeden devam ediyor... Diğer bir kanalda da durum farklı değil; askere gitmemiş bilmem kimin aldığı yeni teknesiyle, Göcek’te nasıl kaçamak yaptığı fotoğraflar eşliğinde anlatılıyor. Dedim ya; ülkenin bir bölümünde savaş havası var, bir taraftakiler de “neyi, nasıl götürürüm” derdinde! Daha da vahimi; binlerle ifade edilen kişinin hayatı “milyonların özentisi haline” gelmiş ve “medya sayesinde getirilmeye de” devam ediyor...
Sevgili dostlar, böyle ülke, böyle bütünlük, böyle beraberlik olmaz! Bir tarafı sömürülen, insanları öldürülen ve geri kalanlarının “umurunda olmadığı” bir “topluluk”, ülke olamaz!
Sonuç: Türkiye “topyekûn” bir saldırı altında ve birileri “malı götürürken”, birileri “canları, kanları” pahasına bu ülkeyi savunmaya çalışıyor. Bu böyle gitmez! Bu ülkenin “fertleriysek, bileşenleriyiz”, ya hep birlikte olacağız ya da bu kafayla çok yakında “istesek de olamayacağız”! Uyan Türkiye!
Son söz: Yazımı “anlamını bozmamak” için uzatmayacağım. Bölünmüşlüğümüz, aldırmazlığımız, birbirimize duyarsızlığımız böyle devam ederse inanın “terörden daha tehlikeli” bir süreçle karşı karşıya kalacağız. Uyanalım ve “Bize neler oluyor” sorusuna cevap arayalım.
Kamuoyu oluşturanlar süratle bir araya gelmeli!
TERÖRÜN stratejisi çok açık ve net: Her gün bir eylem ve gün boyu bunun yankıları ile toplumu yıpratmak. Başlayan süreç birkaç eylemle bitecek gibi de görünmüyor. Türkiye, 2007 sonrası attığı adımların “karşılığını ödetmek isteyen” organize iç-dış güçlerin birleşik saldırısı altında. Türkiye istedikleri noktaya gelene kadar da “saldırı artarak” devam edecek. Bu noktada siyasi otoriteden muhalefete, muhalefetten basına, hepimize çok önemli bir görev düşüyor: Türk halkını maddi saldırının ikincil etkilerinden korumak.
Sevgili dostlar, bu gerçekten yola çıkarak “kamuoyu oluşturma” gücü veya “oluşturma dinamiğine katkı yapan” her “parçaya” sesleniyorum: Acil olarak bir araya gelelim ve yaşayabileceğimiz zor günler için ortak bir “algılama-tepki” mekanizması oluşturalım. Her şey “oy veya reyting” değil. Hatta içinden geçtiğimiz süreç; “ne oy, ne de reyting” düşünmek için hiç ama hiç uygun değil!
Sonuç: Biz Habertürk TV olarak “kriterlerimizi” aynen daha önce Ağca olayında olduğu gibi tanımlayıp yolumuza devam edebiliriz ve bunu da yapacağız. Bunu yapmadan, “ortak bir algılama-tepki” dinamiği oluşturabilirsek umudu içinde bu çağrıyı yapmak istiyorum. Gelin “birlikte” yapalım, ülke adına çok geç olmadan!
Yiğit BULUT
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder